Nurettin DEMİR
Haliç Bölge Şefi
nurettin.demir@ibb.gov.tr
30.01.2013

ÇEVRE BİLİNCİ

Çevreye kısaca, canlıların yaşamını sürdürdüğü ortam diyebiliriz Dünyanın oluşumundan günümüze kadar yüz binlerce yıl, canlı türleri birlikte yaşamış, doğal denge korunabilmiştir. Ancak 19 y.y.da ki sanayi devrimi ve teknolojik gelişmeler, beraberinde çevre sorunları da getirmiştir. Doğadaki canlılar kendi aralarında ve fiziksel çevreleriyle olan ilişkilerinde sağlıklı iseler doğal denge sağlanmış olur Aksi bir durum varsa doğal denge bozulmuş olur. Canlı türlerinden birinin yok olması diğer türlerinde yok olmasını sağlar. Günümüzde insan nüfusu hızla artmaktadır. Artan nüfusun ihtiyacını karşılanmak için teknoloji akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. Buna bağlı olarak hızlı ve sağlıksız kentleşme, havanın, suyun, toprağın, ormanların ve yeşil alanların yok olmasına neden olmaktadır. Fabrika atıkları, toprağı, suyu ve havayı kirletmektedir. Özellikle büyük kentlerimizde kömür gibi havayı kirleten mamullerin yoğun olarak kullanılması, insan sağlığını etkileyecek derecede tehlikeli boyutlara ulaşmasının ardından, bunun yerine ilk yatırımı pahalı, fakat temiz bir yakıt olan doğal gazın kullanılmasıyla başta İstanbul olmak üzere büyük kentlerimiz rahat bir nefes almıştır. Çevre ile ilgili ülkemizde çalışmalar hızla devam etmektedir.

Fiziksel çevrede, meydana gelen olaylar, canlı varlıkları geniş ölçüde etkilerler. Örneğin , ısı, ışık,iklim özellikleri,toprak, su, ve hava kütlelerinin hareketleri her canlıyı ayrı ayrı etkisi altına alır. Bu nedenle ekosferdeki canlıların coğrafi dağılımı, çevre şartlarına bağlı olarak değişir. Örneğin kutuplarda beyaz ayı, ülkemizde boz ayı gibi canlılar bulunmaktadır. Canlıların Coğrafi şartlara göre renkleri ve türleri fiziksel çevreye göre değişebiliyor. Ekolojik sistemde, toprak, su, hava, güneş enerjisi gibi ortamlar, fiziksel çevreyi, fiziksel çevre de yaşayan tüm canlılarda biyolojik çevreyi meydana getirir.Doğadaki işlevlerine göre yaşayan canlı türleri; üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar olmak üzere üç gruba ayrılırlar.

Her canlı yaşadığı çevre ile iletişim halindedir. Çevrenin durumu, canlının sağlıklı olup olmamasında önemli bir etkendir. İnsanların sağlıklı olmaları kendi ellerindedir. Çevrelerine gereken önemi gösterdikleri sürece kendi sağlıklarını da garanti altına almış olurlar.1982 anayasasının 56.maddesinde “Herkes dengeli ve sağlıklı yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek çevre sağlığını korumak ve çevre kirliliğini önlemek, devletin ve vatandaşların görevidir”. Çevre kirlenmesine; hızlı nüfus artışı ve beraberinde artan ihtiyaçların karşılanabilmesi için teknolojinin akıl almaz bir hızla gelişerek doğal kaynakları tehdit etmesi sebep olmaktadır. Yalnızca insanların meydana getirdiği ekolojik etkiler çevre sorunlarına yol açmaktadır. Bu etkiler iki türlü olur: Doğrudan zararlı etkiler ve dolaylı zararlı etkiler. Doğrudan zararlı etkilere örnek; insanların direk olarak atmosferi suyu ve Toprağı kirletmesinin söyleye biliriz. Dolaylı zararlı etkilere örnek ise; plansız, çarpık ve düzensiz yapılaşma sonucu yer altı kaynak sularının kirlenmesini söyleyebiliriz.

Günümüzde çevre sorunlarının çözümü için bireylerin bilinçlendirilmesi ve bir eğitimden geçirilmesi şarttır. Çevre bilinci, evde ve okul öncesi eğitimle birlikte verilmeye başlanmalıdır. İlkokullara konulan çevre dersiyle bu eğitim yalnız bilgi vermek ve sorumluluk hissi uyandırmakla kalmamalı, insan davranışlarına da etki etmelidir. Ortaöğretimde, çevre eğitimi disiplinli bir yaklaşımla ele alınmalı çevrenin korunmasında insana düşen davranış ve sorumluluklara dikkat çekilmelidir. Yüksek öğretim kuruluşları bu konuda uzman yetiştirmeli ve de kurumlara uygulayıcı kurslar vererek çevre eğitimine etkin bir şekilde katılmalıdır. Öncelikle insanlara çocukluktan itibaren doğa, ağaç ve yeşil sevgisi aşılanmalıdır. Toplumdaki herkes yeniden yeterince çevre konusunda eğitilmelidir. İnsanlar çevre ile ilgili bilgiyi neden öğrenmeleri gerektiğini bilmelidir. Bu bilgiyi nerede, nasıl ve hangi amaçla kullanacağını kavramalıdır. Ayrıca insanlar bu bilginin kendilerine ne kazandıracağını öğrenmelidir. ‘’Çevre kanunu’’ na kesinlikle uyulmalı, uymayanlar cezalandırılmalıdır. Sanayi tesisleri; meydana gelecek atıkların zararını en aza indirebilmek amacıyla, arıtma, yakma, geri kazanma gibi bölümleri ile birlikte kurulmalıdır. Çöpler evde ayrıştırılmalı ve yeniden değerlendirilmelidir. Tarımda zararlı böcek ilaçları mümkün olduğunca az kullanılmalıdır. Bu ilaçların hava, su, toprak ve besinlere geçmemesi için gerekli önlemler alınmalıdır. Kağıt ve su savurganlığı önlenmelidir. Gazeteler ve özelikle radyo televizyon gibi kitle iletişim araçları, çevre konularında eğitici, yol gösterici ve mevcut sorunları çözücü programlara ağırlık vermelidir. Doğal kaynakların bilinçli tüketilebilmesi ve çevrenin korunması için, insanlar bu konuda eğitilmelidir. İnsanlar, güneş ve rüzgar enerjisi gibi tükenmeyen ve çevreyi kirletmeyen enerjileri kullanmaya yönlendirilmelidir. “Özel Çevre Koruma Bölgeleri” kurularak, sahip olduğumuz çevre değerleri bozulmadan muhafaza edilmelidir.

 

Yazarın Son Yazıları

BELEDİYE BAŞKANIMIZ
DAİRE BAŞKANIMIZ
MÜDÜRÜMÜZ
YAZARLARIMIZ
   
BU AY YAPILACAKLAR
Ekim ayı itibariyle bahçelerde yoğun olarak yaprak dökülmeleri başlar. Dökülen yaprakların çim alanlar üzerinden toplanması gerekir.
Kış gübresi, kış mevsimi boyunca çimlerin potasyum ihtiyacını karşılayarak soğuktan ve dondan etkilenmesini önler.
Bahar ayında bahçelere dikilen mevsimlik çiçekler, kurumaya başlayacağından onların toplanıp temizlenmesi yerlerinin hazırlanması gerekir.
Çimlere kış gübresi atmak için uygun zamandır.
Çim alanlarını düzenli biçme işlemi sona erer.
Salon bitkilerinin kışa hazırlık bakımlarının yapılması gerekir.
Ekim ayının sonuna doğru tohum ekme yolu ile çim tesisi sona erer.