Nilgün ÖZDİNGİŞ TARAKÇI
Y. Peyzaj Mimarı
nilgun.ozdingis@ibb.gov.tr
08.03.2013

ÖZÜRLÜLER İÇİN İYİ OLAN HERKES İÇİN İYİDİR

Dünya Sağlık Örgütü’nün ölçütlerine göre gelişmiş ülkelerde nüfusun yüzde 10’u, gelişmekte olan ülkelerde ise nüfusun yüzde 12’si özürlülerden oluşmaktadır. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın Türkiye İstatistik Kurumu’na yaptırmış olduğu “Türkiye Özürlüler Araştırması 2002” verilerine göre ülkemizde nüfusun yüzde 12.29’u, yaklaşık 8,5 Milyon yurttaşımızın özürlü olduğu tahmin edilmektedir. Bu veri tabanına göre Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün Türkiye İstatistik Kurumu’na yaptırmış olduğu “Özürlülerin Sorun ve Beklentileri Araştırması,2010” ile özürlülerin günlük yaşam içinde karşılaştıkları sorunlarını ve beklentilerini yansıtan çeşitli istatistikler derlenmiştir. Özürlülerin yüzde 62,4’ü kentte, yüzde 37,6’sı kırda yaşamakta olup yüzde 66.9’ u fiziksel çevrede yapılan çalışmaların kullanıma uygun olmadığını belirtmiştir. 1

Konuyu özürlüler açısından değerlendirdiğimizde özürlülük, sadece özürlü bireyi değil, bireyin ailesini ve yakın çevresindeki bireyleri de etkilemektedir. Bu bireyler de orana dahil edilecek olursa, nüfusun büyük bir kısmı kentte inşa edilmiş çevreden kaynaklanan sorunlar nedeniyle engellenmektedir. Bu engeller hemen hemen tüm fiziksel çevrede ve kent parklarında da karşılarına çıkmaktadır.

,


Özürlülerin de arkadaşları ile açık alanlarda buluşmayı tercih ettikleri, fiziksel, sosyal, kültürel etkinliklerin olduğu alanların, özürlülerin de yararlanabilecekleri şekilde tasarlanmasının sosyal hayata katılımları ve deneyim kazanmaları için gerekli olduğu, özürlü bireylerin de yetenekleri ve yeni mücadelelere girme arzusunda olmaları, onların yapılan etkinliklere katılımında fiziksel çevrenin erişilebilirlik sorununun çözümlenmesi ile kent parkları gibi yeşil alanlarında sosyalleşmeye imkan tanıması, özürlüler için ayrı bir yerde, toplumdan soyutlanarak oluşturulan özürlüler parkı yerine, toplumla bütünleşebilecekleri, bütünün içinde var olabilecekleri kent parklarına ulaşılabilirliğin, kullanılabilirliğin sağlanmasını istemektedirler. İstanbul’un coğrafik özelliklerinin kısıtlayıcılığından kaynaklanan tasarımlar nedeniyle her etkinlik alanını kullanma imkanları olmaması hususunda anlayışlı olmakla beraber, bu engellerin mevcut mekanlarda giderilmesi, yeni oluşturulan mekanlarda da hiç oluşturulmaması gerekmektedir.

Özürlülerin sosyal hayata katılımları için çalışmakta olan pek çok sivil toplum kuruluşu, gönüllü özel ve tüzel kişiler, kamu kurum ve kuruluşları “görünmeyen” bu gerçeğin öncelikli olarak “görünür” olması, ortaya çıkarılması ve toplumun bu insanları kabullenerek kaynaşabilmesi, bu kaynaşma ile özürlü sorununda “farkındalık ve bilinç yaratılması ve devamında sosyal hayata tam ve eşit katılımın sağlanması” için çalışmalar yapılmaktadır. 2

Ancak bu çalışmalar sadece kurumların ve sivil toplum kuruluşlarının bireysel gayretleri ile sağlanamayacaktır. Çeşitli kurum ve birimlere dağıtılmış görevler, bir araya gelebilen mesleki disiplinlerin, sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ve kurumlar arası koordinasyon çalışmaları ile ortak plan, projeler ve uygulamalarla aşılmalıdır.


Kentte, fiziksel çevrede (yaya yolları, kaldırımlar, yaya geçitleri, kent donatıları, otoparklar, kamu binaları girişleri, yerel yönetim birimleri, halka açık tesisler, alış veriş merkezleri, konaklama tesisleri, kültürel ve sosyal tesisler, kongre merkezleri, yeşil alanlar, parklar ve rekreasyon alanları, spor salonları, stadyumlar, gösteri ve konser salonları, eğlence merkezleri vb.) oluşturulan tüm öğeler; “gözleri gören, kulakları duyan, koşarak ya da yürüyerek hareket edebilen, 18-50 yaş arasında sağlıklı, atletik bireyler için düzenlenmiştir.3

Hazırlanacak planlarda şehir plancısının, ulaşılabilir ve kullanılabilirliğe uygun topoğrafik yapıda alanları park olarak planlaması gerekmektedir. Sonraki aşamada peyzaj mimarı, yeni oluşturulan veya mevcut parklarda yapılacak tasarım ve uygulama revizyon projelerinde; tüm kullanıcı gruplarının farkında olarak ve “kapsayıcı tasarım ilkesiyle”, özürlü, yaşlı-çocuk-hamile, v.b. gibi hareket kısıtlılığı olan bireylerin kentsel hayata katılımlarında; bireyin fiziksel gücünü bütünüyle kullanabildiği durumların yanı sıra, fiziksel gücün yetersiz olduğu geçici veya sürekli özürlülük durumları olan farklı kullanıcı gruplarının ihtiyaçlarına, fiziksel yapılarına, güçlerine uygun, kullanıcı açısından hata payı olabilen, yalın, kolay algılanabilir, ergonomik ve detayları düşünülmüş, bireyi engellemeyen ve zahmet çektirmeyen fiziksel şartları taşıması gerekmektedir.

Sosyal hayata katılımın en temel öğesi, içinde yaşanılan kentlerin onlara sunduklarıdır. Tüm insanlar için ulaşılabilir, kullanılabilir, toplumla birlikte yaşama ve paylaşma duygusunu güçlendirecek, topluma uyum sağlamasına katkı sağlayacak, bütün değerler ve mutluluk tabloları her bireye açık, elde edilmesi mümkün ve tüm bireylerin mutluluğunu sağlayacak adaptasyonlar yapılmalıdır. Özellikle yerel yönetimlere sorumluluk veren yasalar gereği, fiziksel ve sosyal engeller kaldırılmalı, süreklilik içinde işletme ve bakım kurgulanmalıdır. Bu adaptasyonlar için 5378 sayılı yasanın belirttiği 07.07.2012 tarihinde biten yedi yıllık süre, 04.07.2012 tarih ve 6353 sayılı kanun ile “sekiz yıl” olarak değiştirilerek bir yıllık bir geçiş süreci daha sağlanmıştır.

“ÖZÜRLÜLER İÇİN İYİ OLAN HERKES İÇİN İYİDİR” 4 ilkesi ile doğru planlanmış, iyi tasarlanmış ve iyi uygulanmış fiziksel çevre düzenlemeleri ile oluşturulan kentsel çevre, yaşam kalitesini arttırarak; fiziksel gücü yetersiz, özürlü, yaşlı-çocuk-hamile vb. hareket kısıtlılığı olan bireylerin yaşamını kolaylaştıracağı, bu grubun, yaşam standartlarının yükseltilmesi ile karşılaşılan sorunlar azalarak, günlük yaşama tam ve eşit katılımları sağlanabilecek, böylece başta özürlüler olmak üzere hepimiz için daha yaşanabilir bir kent oluşacaktır.

(1) Türkiye İstatistik Kurumu
(2) Erişilebilir İstanbul Koordinasyon Toplantıları
(3) Erişilebilir İstanbul Koordinasyon Toplantıları
(4) “ÖZÜRLÜLER İÇİN İYİ OLAN HERKES İÇİN İYİDİR” (Şükrü SÜRMEN)
(5) Resimler Web Görseller

Yazarın Son Yazıları

BELEDİYE BAŞKANIMIZ
DAİRE BAŞKANIMIZ
MÜDÜRÜMÜZ
YAZARLARIMIZ
   
BU AY YAPILACAKLAR
Ağustos ayında yazlık çiçekler, balkon, teras ve saksılarda bulunan çiçekler dışında gübreleme işlemi sona ermiştir.
Ağustos sonu ile Eylül başı arası durgun gözaşısı zamanıdır.
Yeşil ağaççıkların, çalımsıların ve çit bitkilerinin budamalarına bu ayın ikinci yarısında başlanır. Bu bitkilerin her tarafının ışıktan yararlanabilmesi için yukarıdan aşağıya doğru genişleyen budama yapılmalıdır.
Çimlerin sararmış bölümlerini bu ay ellemeyin: Sıcak kavurup filizlenmeyi yok eder. Bunun için Eylül veya Ekim aylarını bekleyin.
Sulama için akşam saatlerini tercih edin.
Pergola, bahçe kapısı kemerleri ve benzeri yerlere sardıran sarmaşıkları, ihtiyaç oranında budamak, gelişme yönlerini ve durumlarını gereğine göre kontrol altına almak mümkündür.
Ayın 10–15 ine doğru yeni güllerin dinlenmeye alınmasına, yani yaz budamasının yapılıp, aynı zamanda sulamanın bir süre için kesilmesine başlanır.Böylece, gül fidanlarının normal gelişmeleri durdurulur ve dinlenme boyunca bitkiler, sonraki çiçek verme dönemi için besin ve güç biriktirirler.